ilyas 的个人资料BaZeN SoNLaR BaŞLaNGıÇTı...照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
7月21日 hoşçakal
vatanTürkiye'ye Japonya'dan bir eğitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler yapacak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektiği kadar DA ikili işbirliği gerçekleştirecek. İşler buraya kadar çok iyi...
Japon heyeti yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemelerini yapar. Sonra Bakanlıkta toplanırlar. Heyetin hakkımızdaki tespiti ilginçtir: "Sizin çocuklarınızda milli şuur yok". Bizimkiler şaşırır! "Bizim çocukların damarlarındaki kan, Milli duygumuzun kaynağıdır." Yine de fazla ses çıkarmazlar! Ne de olsa misafirdir! Bizimkiler sorar, "Peki, Sizin gençlerinizde milli şuur var mıdır? Japon uzmanları anlatmaya başlar: Biz gençlerimize ilkokula başlamadan "şok testler" uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız. Çok katlı yollardan DA geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek bir şok olurlar. Sonra... Bu şoktan sonra Hiroşima'ya götürürüz. Bölgeyi aynen koruyoruz. Bombalanmış bu bölge hakkında bilgilendirir; değil hayvan, bitkinin bile yeşermediğini gösteririz. Ve deriz ki "Eğer sizler çalışmaz, sizden öncekileri geçmezseniz vatanınız, işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır. Hiçbir canlı yaşayamayacak biçimde size bırakıp giderler. Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geçecek yeni vasıtalar yaparsınız. Gerisi sizin bileceğiniz iş. Çocuklarımız bununla ikinci bir şok daha yaşarlar. Sizlere şunu Bizimkiler şaşkınlık içinde sorarlar : "-Peki ya Türkiye için tespitiniz var mı? Varsa gözlemleriniz nedir?" Japonlar; "elbette var" derler. "Bizimkinden çok daha önemli. Bir tanesi Çanakkale Savaşları'nın olduğu bölge. Bu bölge gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile. Bir metre kareye altı bin merminin düştüğü savaşta, Türk'ler her şeye rağmen galip çıkıyor, olamayacağı olur hale getiriyorlar. En son teknolojiye ve donanıma meydan okuyarak, inancın galip geldiğinin ispatını yapıyorlar. Üstelik karşılarında tek bir düşman değil, müttefik güçler; sizin tabirinizle yetmiş iki millet var. Cerrahpaşa'dan gelen 130 son sınıf öğrencisi gönüllünün hepsi şehid oldu O tepede... O sene mezun verilmedi tıbbiyeden... 'Dur yolcu bilmeden basıp geçtiğin bu toprak bir devrin battığı yerdir'... Allah 250 bin şehidimizin ruhunu şad etsin... ÖĞRENCİ SÖZLÜĞÜAtmak : Ders anlatmak Asmak : Sözlü günü yapılan gezi Cesur : Kopya çeken kimse Çöp Kutusu : Basket potası Dalga Geçme : Ders dinleme Disiplin : Öğretmenin kozu Esnemek : Ders esnasında ortaya çıkan bulaşıcı hastalık Felç : Karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık Gardiyan : Nöbetçi öğretmen Hastalık : Mazeret Hayır Sever : Kopya veren Okul : Hapishane İnekleme : Çok ders çalışma Karne : Loto Kuponu Şaşkın : Yeni öğrenci Tebeşir : Cephane Komedi : Yazılıların açıklanması Veli : Ara karneden bile haberi olmayan gariban Çıkış Zili : Can kurtaran Sözlü : Ecel teri,mizan terazisi Not Defteri : Loto kağıdı Öğrenci : Hilkat garibesi,zavallı Öğretmen : Ahiret sualcisi Sınıf : Muhabbethane Ödev : Angarya Sınıf Geçmek : Tahayyül Sınıfta Kalmak : Küme düşmek Teneffüs : Kudurma saati Giriş Zili : Cenaze marşı Masal : Anlatılan ders Enflasyon : Notların öğretmen tarafından düşürülmesi Devalüasyon : Öğretmenlerin kolay sorarak başarı oranını yükseltmeleri Vaka-ı Vakvak : İyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri İstenmeyen Gün : Pazartesi İstenen Gün : Cuma En İyi Haber : Hoca Yok, ders boş, vallaha… ÖĞRENCİ EVİNE HIRSIZ GİRERSEÖ: Abi sigaran var mı ya?
H: Masanın üstüne bıraktım iki tane. sen uyumaya devam et, ben gidiyordum zaten. Ö: Eywallah abi. Çıkarken kapıyı sıkı çek. Biraz zor kapanıyor. H: Tamam oğlum sen yat Ö: Abi merhaba naapıyosun H: Naapıyım lan bulaşık yıkıyom Ö: Hayrola abi tanıyamadım H: Hırsızım lan ben utanın olm utanın Ö: Hıı abi sen devam et zaten sıra sendeydi bugün bir de makarna suyu koysana Ö: Abi ne çalacaksan çal işte uğraşma uyuyom H: Şu delphi notları nerde onları söyle bari kırtasiyeye satayım bari 5 milyon eder belki Ö: Nahhh veririm, onları iki saatte yazdım ben H: Edebiyatı ver bari Ö: Masanın üstünde git al zzzzzzzz H: Bu ne be? çalınacak bişiy yok nasıl ev bu? Ö ? ? (hırsızın girdiğini farkedince bi köşede bekler) H: Elli tane bira şişesi dışında… Ö: (hala beklemektedir) H: Dağınıklığa bak..Hayrıma toparlıyayım bari şurayı..Şu şişeleri atmakla başlayayım.. Ö: (hemen atılır) Abi dur ne yapıyosun? H: Ne yapalım toplayıp çalacak bişey bulamayınca ortalığı toplamaya başladım. Ö: Abi onu demiyorum.. Sen potansiyel beş ytl.yi çöpe atmaya çalışıyosun ona engel olmaya çalışıyorum.. H: Abi işte bu ev H2: İyi olum hadi girelim H: Abi bu ne yaa fenerin pili bitti herhalde evdeki hiç bir şeyi göremiyorum.. H2: Lan salak fenerde problem yok. evde var problem. H: Nasıl yanii H2: Lan gerizekalı burası öğrenci evine benziyo H: Eee ne olmuş ki H2: Allah cezanı versin… H: Ya abi ne var bundaa. H2: Olm fener ışık veriyoda ışığı alacak mücevher eşya filan yok. boş boş duvar her yer.. H: Yyaa abi acıdım ben şimdi bu öğrencilere. H2: Yaa olum gör gör.. H: Abi şu diğer evden aşırdıklarımız varya.. H2: eee H: Onları sevabına buraya bıraksak diyorum haa H2: İyi fikir ulan.. sevaptır. Sadakamız olsun anasını satayım.. H: Abi büyüksün. H2: Eeee öyleyim Ö: Sen kimsin lan H: Benmi şey Ö: Kimsin dedim kaldır ellerini. H: Evini soyacaktım sadece, affet elini ayağını öpeyim, bırak gideyim. Ö: Affetmemi istiyor musun? H: Evet evet. Ö: O zaman önce kirli çamaşırlarımı yıka..Ardından gömlekleri ütüle, sonra bulaşıkları yıka affederim H: Emredersin abi. Ö: Ulan şansa bak keşke her ay böyle hırsız girse yırttık falla KİM BİLİRİçimde derin yarıklar bırakıyorsun git dediğim cümlelerde.Yanık kağıt uçları kokuyor hava.Ben ki sana git demedim hiçbir zaman, gittiğinden dolayı gitmeleri ezberlemiş gözlerime ağır geliyor gözyaşları biliyorsun. Of bu ne ağır bir akşam, bu nasıl derin iç soluklanması ölüm desem bu kadar kara değil. Ezberi bozulmuş kederler taşıyorum satırlarımda. Soluklandığın dünyanın insanıyım hala. Soluklandığın kıyıların ıslaklığında gözyaşlarım. Bu kaçıncı sarhoşluk ne önemi var. Bütün sarhoşluklarım sana çıkıyor ezberli. Sarı , evet akşamlar senin dışında ve sarı. Üç adımda atabilirim sonsuzluğu heybeme, sarı. Ve hayır ama. Dillenmeli bir kez gördüğüm akşamın yapışkan sevdası dillerde. Ardında kocaman yalnızlıklar saklı sevdanın ayakları terlemeli rıhtımımda. Suskunluğu altın bilmiş kalabalıklara inat sözler akmalı geceme. Bilesin istiyorum, yakışmıyor o dudaklara bu hüzün. Hani çocukluğumuzun masallarındaki gibi bitmeli kötü başlangıçlar. Bir yerde iyi bir şeyler olmalı. Duymalı bunu herkes. Birilerinin sevinç şaşkınlığını yüzüne yapışmalı çıkmalı karşıma. Diğeri patlayıncaya kadar oh be demeli. Demeli işte. Koşup gelmeli mutluluk ayaklarımın dibine, kapıyı açtığımda çıkmalı karşıma, piyango gibi çalmalı telefonumun zili, içimi serinletmeli telefondaki ses, dilimi uyuşturmalı, kalakalmalıyım oracıkta sevinçten. İçimde bahar çiçeklerinin kokusu, şaşkın, çocuksu ,çırılçıplak , sapsalak ama. Göğsümü yaran bu şarkılara kapamalıyım kulaklarımı biliyorum. Her sözcüğü özenle seçip saklıyorum heybemde. Bütün harfleri parlatıp büyütüyorum. Yanık kağıt uçları kokuyor hava. Kim bilir belki bu sabah ,belki akşam , belki… Belki isimsiz telefonların birinde senin nefesin… Kim bilir? MEKTUP Şimdi nerelerdesin? Bu sefer yazdıklarımın, yüreğimin acısının adresi yok! Satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sen gideli kelime haznem daraldı. Tek başıma kaldım buralarda... Ansızın dalıyorum, sürekli yollara bakıyorum ve işin acı tarafı gelmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardı. Hayata dair, aşka dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazık! Hayallerimiz yarıda bile kalmadı.. Şimdi de mi kadere atılacak suç? "Kaderde var mış" diyerek! Sen yoksun ama ben gene sana yazıyorum her günün ardından! Gözyaşlarımı, aşkımı, özlemimi yazıyorum ve sevgili her zamanki gibi seni özlemle bekliyorum. Bensiz üzülme olduğun yerlerde; çünkü ben seni yüreğimde taşıyorum, sensizken bile... Ah Sevgili (!) Özledim be seni.. Gelmeyeceksin biliyorum ama yine de bekliyorum. Çünkü seni ölümsüz bir aşkla seviyorum. 5月4日 BİR İNTİHAR IN ANATOMİSİNe kadar da soğudu hava
Demek kar yağıyor bahara Şu uçup gidenler umutlar mı? Yoksa bacaklarımı ısıtan Bileklerimden akan kan mı? Ya sen sevgili... Acaba düşünüyor musun beni? Bak ne hale geldi sevgi Damarlarıma sığmadı Dışarı taştı aşk-ı ilahi Hani ağlayamıyorum demiştim ya Gözlerimdeki yaşlara kanma Yine ağlamıyorum aslında Sadece özlemine dayanamayan Göz yaşlarım koşuyor sana Sen de Ağ lama sakın Hem gördün mü hiç Ağladığını Güneşin Ağlarsan kızarır gözlerin Boşver bozulmasın güzelliğin Kanım kaynıyor sana demiştim de inanmamıştın... Bak ne kadar sıcak kanım işte sonunda kanıtladım Gördün mü?.. Ne kadar da hızlı çarpıyor kalbim Dikkat et yüzüne sıçramasın Seni de yakar sonra alevlerim Bak gülümsüyorum yine Sırf sen yanımdasın diye Gözlerinden damlayan inci taneleri de ne? Yoksa ağlıyor musun? Sulu göz sen de Ağlayacak ne var ki Sanma bileklerimdeki jilet kesiği Onlar aşkımızın bedeli Onlar zalimlerin diş izleri Havada iyice soğudu Kış bu sene erkenci Üşüyorum ısıt beni Son kez olsun sarıl hadi Yoksa korkuyor musun?? O kanlardan korkma Darılırım sonra O kan tertemiz içilesi Onlar ölümün bahanesi Artık ben sabredemeyeceğim Kızma tamam mı? Şimdi sende sabır sırası
Merak etme hem Kulaklarımda ikimizin şarkısı Biliyorum yapmazsın ama Ben yine de söylüyorum Seni sevdiğimi unutmayasın... |
|
|